başlıklar
düşünceler
k/popüler
1
iki anlamı var. birincisi sinirlenilen, istenilmeyen birisine veya bir nesneye karşı söylenilen drop-dead. anlamı, hemen yok ol, terk et burayı, defol, öl-git, yer yarılsa da içine girsen gibi anlamlara gelebilir.
-i hate you, just drop dead!
ikincisinde ise bir kişinin veya bir şeyin aşırı derecede etkileyici olduğunu belirtmek için kullanılır. kulu köpeği olacak kadar güzel olduğunu, öldürücü güzellikte olduğunu ifade eder.
-this car is absolutely drop dead gorgeous!
ikisi de yoğun duygu içeren ifadelerdir.
yıllık 25$ üyelik ücreti ile android uygulamalarınızı, android' in en çok ziyaret edilen uygulama marketi, play store' da sergileme yetkisini verir.
intihar üremesi, memelilerde özellikle böcekçil keseli fare türlerinde görülüyor. çiftleşme zamanının gelmesiyle senkronize olarak stres hormonlarının artması ve bağışıklık sisteminin çökmesi sonucu hayvancağız ölüyor. bu farelerin zavallı erkeklerinde yaklaşık 11 ay yaşındayken üreme mevsiminden hemen önce, onlara özgü bir şekilde, çiftleşmiş olup olmamalarından bağımsız olarak sperm üretimi durur ve mevcut spermler epididimiste saklanır. fakat burası çok da güvenli bir yer değil. bu yüzden bir an önce çiftleşmeleri gerekir ki spermler idrarlarında yok olmasınlar ve türleri nesiller boyunca devam edebilsin. çiftleşmeden önce sperm üretimini kapatarak, mevcut olan tüm enerjiyi o sezondaki çiftleşme için kullanmak bir avantaj sağlıyor.
çılgın geçen çiftleşme sezonundan sonra erkekler daha yavrularının ismini koyamadan ölürler (burada biraz üzülelim). veya intihar da olabilir, neyse. hayvanlar kürklerini kaybeder, kangren olurlar, ülser gelişir ve ele ayağa düşüp yok olurlar. bunun yiyecek tükenmesini önlemek ve yavruların yoksulluk çekmeden büyümelerini sağlamak için olduğu düşünülebilir fakat olmayabilir de. olmamasının nedenlerinden birisi erkeklerin akraba seçilimi mekanizmasını uygulamamasıdır çünkü bu dönemde erkekler geniş yelpazeye yayılırlar ve yavruların birden fazla babası olur. birisi de doğal seçilim babaların fedakarlıklarıyla ilgilenmez, önemli olan babanın genlerinin bir sonraki nesle geçişidir. yani çiftleşip ölmek, diğer erkeklerin yavrularının yararına olur ve babanın genleri dezavantajlı duruma düşer. alttaki linkte bahsedilen çalışmadan çıkarılan sonuca göre ben pek ikna olmasam da kendini feda eden babanın eşinin, kocasından daha çok etkilendiklerini çıkarmışlar.
değerli bilim insanları, önceden bu erkeklerin çiftleşmek için dövüştüğünü, rekabet ettiğini falan zannediyorlardı fakat öyle değilmiş. bırak kavga etmeyi neredeyse dostça takılıyor bunlar. aslında rekabet dövüşerek falan değil cinsel seçilim mekanizmalarından birisi olan sperm rekabeti ile gerçekleşiyor.

edit: linki unutmuşum + kolay okunması için aralara boş satırlar ekledim.
link: https://theconversation.com/doing-it-to-death-suicidal-sex-in-marsupial-mice-18884
amsterdam'da bulunan, artis kraliyet hayvanat bahçesi'nin girişinin hemen yanında, iki katlı bir binadır. dünyada sadece mikroplara ayrılmış ilk müzedir. 2014 eylül ayında ziyaretçilere açılmıştır. müze; londra kraliyet cemiyetinin üyesi olan, zamanında kendisi için gördüğü hemen her şeyi gören ilk insandı denilen, antonie van leeuwenhoek'in doğduğu delft kentine sadece 65 km uzaktadır. micropia'nın bilet girişinden geçtikten hemen sonra, leeuwenhoek'in zamanındakilerden farklı olarak 270 kat büyültebilen mikroskobunun kopyası sergileniyor.
latince bir kelimedir ve ruhun ıstırabı anlamına gelir.
tam kapak yetmezliği gelişen hastalar, bilinç yerindeyse şayet, ölmek üzere olduklarını düşünürler ve genellikle haklıdırlar. bu duruma, angor animi denir. bir kapakçık çalışamaz hale geldiğinde ya da aort duvarında bir yırtık, yani diseksiyon gelişiyorsa bir şekilde farkında olduğumuzu düşündürüyor.
kaynak: insan vücuduna seyahat
albert camus'un yazmış olduğu, ta 1947 yılında yayımlanmış 200-300 sayfalık bir romandır. başkahramanız dr.rieux beyefendi. görev yaptığı oran şehrinde bir veba salgını baş gösterir. dr.rieux ve bir iki arkadaşı insanları vebayla yalnız bırakmamak için sürekli çalışırlar. yazarımız günden güne, vebanın gelmeden biraz öncesi ve gidişine kadar insanların dünyaya bakış açılarını, psikolojilerini anlatır.
edit: 1957 nobel edebiyat ödülü almıştır.
yeni üye olduğum sözlük. çözmeye çalışıyorum ama ilk etap için epey karmaşık geldi. güçlendirilmesi gereken yazılımı olduğu belli, aplikasyonunun olmaması dezavantaj. 
bir konu hakkında tartışırken haklı çıkmak için karşıdaki kişinin hayatından, fiziksel özelliklerinden, başarısızlıklarından konuyla analoji kurulabilecek bir tanesini argüman olarak ortaya koyup savunmaya geçmek. insan karalama safsatasıdır. konuyu doğrultulması gereken çıkarımın, kişiye yapılmasıdır.
-yanlış biliyorsunuz! bu söylediğiniz sebep değil sonuçtur.
-ya sen ne bileceksin, daha yaşın kaç başın kaç?
burada ilk kişinin söylediği önermeye değil kişinin kendisine yöneltilmiş bir savunma olduğu için ad hominem yapılmıştır.
bu başlığı ekşi'den çaldım, çünkü hoşuma gitti. ışık hızının üstündeyiz diyelim ki, ve uzak bir gök cisminden çıktık dünyaya doğru gidiyoruz. birincisi, interstellar gibi bir geçmişe dokunma durumu olamaz, bu saçmalık. elimizde çok uzak mesafeleri gözlemleyebileceğimiz, oraları cam gibi gösterecek teleskop gibi bi aletimiz olursa, dünyanın geriye doğru sarılmış görüntüsünü izleyebiliriz. hatta hızımızı arttırırsak mesela 1.5 ışık hızında gidiyoruz, sanki dünyayı youtube'da oynatma hızını -1.5x ayarlamış gibi izleyebiliriz.
ancak sanıyorum ki, farz edelim aracın farlarının önüne bi cisim koyduk ve biz de bu cismin, farın baktığı yüzüne bakıyoruz ve ortamda başka bi ışık demeti falan da yok, o zaman ışık hızından hızlı gittiğimiz ve farlar da ışığı bizim gittiğimiz yöne doğru çıkarttığı için bu cisim karanlıkta kalacak. fizik bilgim bu kadar simüle edebiliyor mevzuyu.